Sıkıcı hayat yoktur, sadece az çikolata vardır

“There is no boring life, only less chocolate” Bir zamanlar hediye gelen bir çikolata kutusunun üzerinde yazan bu yazıyı hiç unutmadım. Çikolata sevmeyen insanları hiç anlayamamışımdır. Böyle bir lezzete kim hayır diyebilir? Ayrıca çikolatanın içinde çok yüksek oranda magnezyum, demir, C Vitamini olması, kırmızı şaraptan 20 kat, yeşil çaydan tam 30 kat daha fazla antioksidan içermesi onu daha da değerli yapıyor.

Çoook eski zamanlarda savaşa giden krallara sunulan bu mucizevi yiyeceği günümüzdeki haline gelirken bozan şey; içine ekstradan konan şeker, yağ, süt ve bilumum katkı maddeleri ve koruyuculardır. Paketin üzerinde %70 oranında çikolata var diyorsa bile, geri kalan %30’unda ne olduğunu hiç düşünüyor muyuz?

Çikolatanın özü, yani kakao tanesi, çiğ bademe benzer. Sadece kahverengi kabuğunu soyduğunuzda içinden beyaz badem değil siyah kakao çıkar. Maalesef bu kakao tanesi içerdiği muhteşem besin değerini kavrulduğunda kaybeder. Evet Raw yani Pişmemiş /Canlı Beslenme kürümüzün 20. gününde konuyu dönüp dolaşıp yiyecekleri pişirdiğimizde kaybettiklerimize getirmem size sürpriz olmamıştır.

Raw beslenmek, hayatın keyfini çıkarmamak değildir. Ve çikolata hayatın güzel keyiflerinden biri. Öte yandan sadece ülkemizde değil dünyada Raw Chocolate bulmak hiç de kolay değil. Raw Chocolate siparişi verdiğiniz arkadaşınız sizi mutlu etmek için yurt dışından eli kolu çeşit çeşit organik çikolata dolu döndüğünde “Olsun bunları gelecek ay, Raw kürü bittiğinde yeriz” yeterli bir cevap olmuyor. Organik Çikolata maalesef Raw Çikolata demek değil.

Şimdi diyeceksiniz ki dünya gelmiş geçmiş en büyük krizini yaşıyor sen nelerle uğraşıyorsun. Öncelikle “Anicca” yı hatırlatmak isterim, yani Budizm’in en büyük öğretisini “Bu da gelir bu da geçer” felesefesini. Her kültürde, her dinde, her felsefede olan bir şey. En güzel an bile geçmiyor mu? İyi de bitiyor, kötü de. Bunu bu aralar birbirimize daha çok hatırlatmalıyız. Yapacağımız en iyi yatırım ne dövize, ne hisse senedine. Kendimize. Vücut, ruh ve zihin sağlığımıza. Adaya düştünüz, yanınıza alacak 3 şey seçin. Ne seçerseniz seçin kendinizi almadan gidemezsiniz. Kötü anlar da geçecek, iyi anlar da. Bu sebepten anı yaşayacağız,“Carpe Diem” yapacağız, aynı zamanda da sağlığımıza yatırım yapacağız. Raw beslenmede sağlıklı olmak için en büyük adımlardan biri; pişmiş, besin değeri kalmamış yiyecekler yerine, yaşam enerjisi dolu gıdaları, vücudu arındırmak için kullanmak.

Daha önceki yazılarımı okuyanlar, Raw / Pişmemiş Yiyeceklerle beslenmenin; “hayvansal protein başta olmak üzere (Hala “Çiğ Köfte mübah mı?” diye soranlara bir kez daha yazıyorum!) tüm pişmiş gıdaları bırakıp, sebze, meyve, yemiş,tohum vs ağırlıklı pişmemiş yiyecekleri yemek” olduğunu artık biliyorlar. Bunu 30 günlük bir kür halinde yapmak ise ciddi bir Detoks yani arınma sağlıyor bedene.

Raw beslenirken tatlı yemek isteyenlere ama kakaonun saf haline ulaşamayanlara çok basit bir tarif vermek istiyorum: 2 avakado, 10 adet kuru hurma, 2-3 çorba kaşığı agave şurubu. Hurmaları akşamdan suya koyuyorsunuz. Sabah yumuşamış olan hurmaların çekirdeklerini çıkarıp, miksere (çırpıcıya) atıyorsunuz. İçinde beklediği suyu da miksere koyuyorsunuz. Sonra 2 yumuşak avakadoyu soyup, çekirdeklerini çıkarıp ekliyorsunuz. 2-3 kaşık agave şurubu, bu şurup Meksika kökenli bir kaktüsün şurubu, glisemik indeksi yükseltmiyor yani kana çok yavaş karışıyor, kan şekerini yükseltip pankreası yormuyor. %100 doğal ve Raw. Bu karışımı mikserde iyice karıştırıyorsunuz. Eğer Raw çikolata varsa bunu da ekleyebilirsiniz. İsteyen biraz tarçın da koyabilir. Sonra güzel bir dondurma bardağına koyup biraz buzdolabında bekletin. Tadına bayılacaksınız. %100 Raw, doğal, içinde hiç katkı maddesi bulunmayan çok lezzetli bir tatlı..

Herkese afiyet olsun, Raw’a devam,
Keyifli anlar, sevgiler